Facebook

Fatih Camii Berlin

Moschee
974

Fatih Camii Berlin Resmi Facebook sayfasi.

Fatih Camii Berlin

Fatih Camii Berlin

4 days 43 minutes ago

Herkes davetlidir

Fatih Camii Berlin

4 days 1 hour ago

CUMA HUTBESİ

Hutbe: Gerçek Hayatımız İçin Hazırlık
14 Şubat 2020

Değerli Müminler!

Âlemlerin rabbi olan yüce Mevlamızın yoktan var ederek bizlere bahşettiği hayat, insanlara verdiği büyük bir nimettir. Dünyevileşmenin getirdiği zihnî karışıklığın ve fikrî sapmanın sonucu olarak hayat mefhumu ömür ile, yani sadece insanın doğumdan ölüme kadar geçen süre ile sınırlandırılmaktadır. Gerçekte ise, bu dünyada sürdüğümüz ömür, hayatımızın sadece bir parçasıdır. Biz Müslümanlar hayatı, dünya ve ahiretten müteşekkil ayrılmaz bir bütün olarak görmek durumundayız.

Değerli Cemaat!

Günümüzde insanların hayat algısını etkileyen beşerî ideolojilerin dayattığı dünyevileşme veya sekülerleşme, ahiret hayatını tümüyle gündemden çıkarmaktadır. Hâlbuki bir Müslüman’ı Müslüman yapan en önemli itikadî esaslardan birisi de şüphesiz ki ahiret inancıdır. Biz Müslümanlar için, dünya hayatı ile kıyas ettiğimizde ahiret, esas olanı ifade etmektedir. Hayat anlayışımızı belirleyen asli kaynağımız olan Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ; “Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler!”[1] buyurmaktadır. Yine bu ayetin ruhuna uygun düşen bir hadîs-i şerîfte yüce Peygamberimiz ﷺ; “Benimle dünyanın hâli, ancak bir ağacın gölgesinde bir müddet dinlenip de bırakıp giden bir yolcu gibidir.”[2] buyurmaktadır. Bir Müslüman, elbette dünyayı adalet ve iyilik ile mamur etmelidir. Lakin bu imar çabasını dahi, Rabbimizin rızasını ve sonsuz olan ahiret hayatını kazanmak için yapmalıdır.

Muhterem Müminler!

Dünya, ahiretin tarlasıdır. Bu bakımdan dünya hayatına da ehemmiyet vermeliyiz. Ancak bu ehemmiyetin merkezini, ahiret hayatının teşkil ettiğini unutmamalıyız.
Yaşamamıza imkân verilen ömür, bizlere sonsuz olan hayatı kazanmak için bir fırsat olarak verilmiştir. Bunun ötesinde dünyaya atfedeceğimiz her türlü önem, biz insanları sonu gelmez ihtirasların kurbanı kılacaktır. Bitmez ve tükenmez arzuların gerçekleşmesi uğruna, bir ömür harcanacaktır. Anadolu coğrafyasının büyük ariflerinden Yunus Emre’nin ifadesiyle; “Dünyayı dert edinenlerin, dünya kadar dertleri olacaktır.”

Aziz Cemaat!

Hem bireysel hem de toplumsal düzeydeki çatışma ve kaosun en önemli sebeplerinden birisi olan dünyevileşme hastalığının şifası, içerisinde yaşadığımız dünya hayatının gelip geçici olduğunun şuurunda olmaktır. Âlemlere rahmet olarak gönderilmiş Hz. Muhammed Mustafa Efendimiz ﷺ, bu minvalde; “Ağızların tadını bozucu olan ölümü çokça anınız.”[3] diye tavsiyede bulunmaktadır. Öleceğimize dair hakikatin unutulmaması, dünyanın dertleriyle kendimizi boğmamıza engel olacağı gibi, dinî vecibelerimizi yerine getirip ahiret yurduna hazırlanmamıza da bizleri teşvik edecektir. Mevlamız, hakikati inkâr edenlerin kıyamet gününde “(Asıl) Hayatım için hazırlıkta bulunsaydım!”[4] diyeceklerini bildirmektedir. Son pişmanlığın fayda vermeyeceği ahiret gününe, ömür sermayemiz tükenmeden hazırlık yapmalıyız. Bir gün mutlaka karşılaşacağımız bu ölüm gerçeğine hazırlanmanın bir yönü de bu dünyadan ayrılırken hiç kimseye yük olmadan ayrılmaktır. İşte bu noktada Müslümanların birbirlerine dayanışmasının timsali olan UKBA cenaze yardımlaşma derneğine üye olmak ve üye bulmak önemlidir. İzzet ve ikram sahibi olan yüce Mevlamız, bizleri ahireti önceleyen ve bu doğrultuda hayırlı amellerde bulunup, dünyada adaletin ve iyiliğin hâkim olması için gayret gösterenlerden eylesin. Gayret bizden ve şüphesiz ki tevfîk Allah’tandır.

[1] Ankebût suresi, 29:64
[2] Tirmizî, Zühd, 44, H.No: 2377
[3] Tirmizî, Zühd, 4, H.No: 2307
[4] Fecr suresi, 89:24

Fatih Camii Berlin

4 days 1 hour ago

FREITAGSPREDIGT

Hutba: Vorbereitung auf das eigentliche Leben
14. Februar 2020

Verehrte Muslime!

Das Leben ist eine Gabe Allahs. Manche Menschen glauben, es bestünde nur aus der Zeit von der Geburt bis zum Tod. Ein solches Verständnis ist aus unserer Sicht ein Ergebnis der Verweltlichung. Die Realität sieht anders aus: Das weltliche Dasein ist nur ein Teil des eigentlichen Lebens. Für Muslime bilden das Diesseits und das Jenseits eine Einheit.

Liebe Geschwister!

Die Verweltlichung ist eine Folge diverser Ideologien, die dem Menschen aufgezwungen wurden. Die Jenseitsvorstellung wird darin völlig ausgeblendet. Für uns Muslime ist der Glaube an das Jenseits eine Grundfeste unserer Religion. Im Koran heißt es: „Dieses irdische Leben ist ja nichts als ein Zeitvertreib und ein Spiel: Die jenseitige Wohnung aber ist das (wahre) Leben! Wenn sie es doch nur wüssten!“[1] Unser Prophet sagte: „Auf der Welt bin ich wie ein Reisender, der sich kurz unter dem Schatten eines Baums ausruht und dann weitergeht.“[2] Wir Menschen sind natürlich für die Welt verantwortlich, in der wir leben. Ein Muslim strengt sich zudem besonders an, um Allahs Wohlgefallen und das ewige Leben zu erlangen.

Verehrte Muslime!

Unser weltliches Leben ist wie ein Saatbeet für das Jenseits. Es sollte deshalb voll und ganz darauf ausgerichtet sein. Das diesseitige Leben ist eine Chance, das eigentliche, ewige Leben zu gewinnen. Wenn wir dem Irdischen eine andere Bedeutung zuschreiben würden, hieße das, unseren eigenen Begierden zu folgen und den höheren Sinn aus den Augen zu verlieren. Es würde für uns immer nur darum gehen, die eigenen Wünsche zu erfüllen. Wie sagte der Dichter Yunus Emre? „Wer sich Sorgen um die Welt macht, wird Sorgen haben, so groß wie die Welt.“

Liebe Geschwister!

Der Welt zugewandt zu sein ist die wichtigste Ursache für Konflikte, Chaos und Unruhen auf der Welt und im Menschen selbst. Die Heilung davon kann erst dann erfolgen, wenn wir verinnerlichen, dass die Welt vergänglich ist. Unser Prophet sagte: „Gedenkt häufig dem Zerstörer der Begierden, dem Tod.“[3] Die Erinnerung daran, dass wir eines Tages sterben werden, wird uns davor bewahren, von weltlichen Sorgen erdrückt zu werden. Sie wird uns vielmehr ermutigen, uns auf das eigentliche Leben, das Jenseits vorzubereiten und unsere religiösen Pflichten zu erfüllen. Jene, die diese Wahrheit verleugnen, werden gemäß dem Koran später einmal sagen: „O wenn ich doch für mein (künftiges) Leben etwas vorausgeschickt hätte!”[4] Daher sollten wir uns auf unser jenseitiges Leben vorbereiten, bevor unser irdisches Dasein ein Ende nimmt. Und auch nach unserem Tod sollten wir niemandem zur Last fallen. Der Bestattungshilfeverein UKBA ist ein Beispiel für Solidarität unter Muslimen. Wir raten jedem zur Mitgliedschaft in diesem Verein.

Mögen wir zu jenen gehören, die ihr irdisches Leben nach dem eigentlichen, dem jenseitigen Leben ausrichten, gute Taten vollbringen und sich für Güte und Gerechtigkeit auf der Welt einsetzen. Das Bestreben kommt von uns, der Erfolg kommt von Allah.

[1] Sure Ankabût, 29:64
[2] Tirmizî, Zuhd, 44, Hadith Nr. 2377
[3] Tirmizî, Zuhd, 4, Hadith Nr. 2307
[4] Sure Fadschr, 89:24

Fatih Camii Berlin

Fatih Camii Berlin

4 days 15 hours ago

Fatih Camii Berlin shared a post.

Fatih Camii Berlin

5 days 14 hours ago

Fatih Camii Berlin was live.

Fatih Camii Berlin

Fatih Camii Berlin

1 week 15 hours ago

Fatih Camii Berlin

1 week 4 days ago

CUMA HUTBESİ

Hutbe: Âlem Bize Emanettir
07 Şubat 2020
Değerli Cemaat!

Hz. Sâlih Peygamber (a.s.) kavmine şöyle seslendi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yok. O sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli kıldı. Öyle ise ondan bağışlanma dileyin; sonra da ona tövbe edin.”[1] Bu nebevî çağrıdan günümüz için çıkaracağımız birçok ibret vardır. Sâlih (a.s.) kavmini Allah Teâlâ’ya ibadet etmeye çağırdıktan sonra, hemen peşinden onlara topraktan yaratıldıklarını hatırlatmış ve yeryüzünü imar, yani inşa, ıslah ve ihya etmekle görevli kılındıklarını vurgulamıştır. Rabbimiz ayrıca bizleri, bu vazifeyi yerine getirmediğimiz takdirde şu sözleriyle uyarmaktadır: “Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın; fesat çıkarmayın.”[2]

Değerli Müminler!

Fesat ve bozgunculuğun ne kadar geniş manaya geldiğini şu hadîs-i şeriften öğrenebiliriz: Bir gün Hz. Peygamber Efendimiz ﷺ’in yanından bir cenaze geçti. Bunu gördüğünde “Bu ya müsterih veya müsterahun minh’tir.” diye buyurdu. Bunun üzerine (sahâbe-i kirâm): “Ey, Allah’ın Elçisi, müsterih nedir, müsterah nedir?” diye sordular. Peygamberimiz ﷺ buna cevaben buyurdu ki: “Müsterih, (istirahat eden) mümin kuldur. Dünyanın yorgunluk ve eziyetinden kurtulup Allah’ın rahmetine kavuşur. (Diğeri) ise günahkâr kuldur ki, kullar, beldeler, bitkiler ve hayvanlar ondan kur­tulup istirahat ederler.”[3] Bu muazzam hadîs-i şerîften dolaylı bir şekilde müminin insanları, beldeleri, hayvanları ve bitkileri korumakla görevli olduğunu ve bunlara zarar vermenin “ifsat” anlamına geldiğini öğrenmekteyiz.

Muhterem Müminler!

Elbette ki, hiçbirimiz kasten çevreye zarar vermez. Ancak sanayileşmeden kaynaklı gelişmeler, bazı hususlarda bizleri zarar ve zulme ortak kılmaktadır. İnsanlık, ticari kârlarını arttırma gayesiyle, çevre sorunlarına yol açan bir üretim tarzını benimsemiş durumdadır.
Dizginlenemeyen, bitmez ve tükenmez kazanç hırsımız, tabiatın tahrip olmasına sebep olmaktadır. Ülkeler, maddi kalkınmalarını hava kirliliği ve küresel ısınma gibi doğal felaketler pahasına gerçekleştirmekte bir beis görmemektedirler. Modern dönemde kontrolden çıkmış olan ihtirasımızın yol açtığı felaketler, çevre sorunlarıyla da sınırlı kalmamakta, dünyayı bizimle paylaşan diğer canlılara da zarar vermektedir. Peygamber Efendimiz ﷺ buyurur ki: “Bu dilsiz hayvanların hakkında Allah’tan korkun! Onlara, iyi bir kıvamda olduklarında binin; onları, iyi bir şekilde yetiştirilmişseler yiyin.”[4] Bize emanet olan hayvanları sadece et tüketimimizi karşılayan bir meta olarak görürsek, mevcut sistemi dolaylı bir şekilde desteklemiş oluruz. Sözü geçen konulara ilaveten, dikkat etmemiz gereken diğer bir husus, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki işçileri istismar ederek insan haklarını ihlal eden şirketlerden de kaçınmaktır. Bir mümin asla “yeter ki ucuz olsun” mantığıyla bu meselelere yaklaşamaz. Ayrıca, Resûl-i Ekrem ﷺ Efendimiz; “Hayıra çağıran (sevap bakımından) ameli işleyen kişi gibidir.”[5] buyurduğuna göre, çevremizdekileri bu konularda uyarmamız, bizler için hayırlı bir amel olacaktır. Mesela Almanya’da her sene, takriben üç milyar tek kullanımlık bardak çöpe atılmaktadır.[6] Önce kendimizden başlayarak, çevre bilincimizi pekiştirmek için günlük hayatımızda mümkün mertebe plastik kullanımımızı azaltalım.

Aziz Cemaat!

Ne yazık ki zikrettiğimiz hususların çoğu, Müslümanların gündeminde yer almamaktadır. Hâlbuki, yüce Mevlamız insanları yeryüzünde halife kıldığını belirterek, âlemin bize emanet olduğuna dikkat çekmiştir. Bunun bilincinde olmak, en çok da Allah’ın iradesine teslim olma azminde olan biz Müslümanlara yakışır. Rabbimiz buyurur ki: “Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, ‘Ona ne oluyor?’ dediği zaman, işte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır.”[7] Bu ayetlerden öğrendiğimize göre, kıyamet gününde Hak Teâlâ yeryüzünü konuşturacak; o da şahit olduğu her sevabı ve her günahı dile getirecektir.

Rabbimiz, bizlere âlemin mülk olarak verilmeyip, emanet edildiğinin bilinciyle hareket etmeyi ve bunun neticesinde ahireti kazanmayı nasip eylesin; dünyayı aleyhimize değil, lehimize şahit kılsın. Amin.

[1] Hûd suresi, 11:61
[2] Ârâf suresi, 7:56; Ayrıca bkz. Ârâf suresi, 7:85
[3] Buhârî, Rikâk, 42, H.No: 6512; Müslim, Cenâiz, 21, H.No: 950
[4] Ebû Dâvûd, Cihâd, 47, H.No: 2548
[5] Tirmizî, İlim, 14, H.No: 2670
[6] Deutsche Umwelthilfe: www.duh.de/becherheld-problem
[7] Zilzâl suresi, 99:1-4

Fatih Camii Berlin

1 week 4 days ago

FREITAGSPREDIGT

Hutba: Die Welt ist uns anvertraut
07. Februar 2020
Verehrte Muslime!

Der Prophet Sâlih (a) sprach zu seinem Volk: „O mein Volk! Dient Allah! Ihr habt keinen anderen Gott als ihn. Er hat euch aus der Erde hervorgebracht und euch zu ihrem Aufbau beauftragt. Darum bittet ihn um Verzeihung, alsdann wendet euch ihm reumütig zu.“[1] Sâlih (a) erinnerte sein Volk mit diesen Worten an die Gaben Allahs, aber gleichzeitig auch an die Verantwortung, sich für eine bessere Welt einzusetzen. Wer dies nicht tut, den fordert Allah im Koran auf: „Stiftet auf Erden kein Verderben, nachdem in ihr Ordnung herrscht.“[2]

Liebe Geschwister!

Wie umfassend die Konzepte von Unheil und Verderben sind, zeigt der folgende Hadith: Als einmal ein Trauerzug an unserem Propheten ﷺ vorbeizog, sagte er: „Dieser (der Tote) ist entweder ‚mustarih‘ oder ‚mustarahun minh‘.“ Seine Gefährten fragten ihn, was das zu bedeuten habe. Unser Prophet ﷺ antwortete: „‚Mustarih‘ ist ein Mumin, ein gläubiger Diener. Er ist von der Qual und Anstrengung der Welt befreit und hat die Barmherzigkeit Allahs gewonnen. Der andere ist hingegen ein Sünder, von dem die Menschen, Städte, Pflanzen und Tiere endgültig befreit sind und nun zur Ruhe kommen.“[3] Aus dieser Überlieferung geht hervor, dass wir Muslime für unsere Umwelt verantwortlich sind. Ihr zu schaden gilt hingegen als „Fasâd“, also Verderbnis.

Verehrte Muslime!

Auch wenn wir der Umwelt nicht absichtlich schaden wollen, sind wir infolge der Industrialisierung an ihrer Zerstörung mitbeteiligt. Die Menschheit nutzt heute Produktionsformen, die zwar mehr wirtschaftlichen Gewinn versprechen, jedoch der Umwelt schaden. Unsere grenzenlose Habsucht führt dazu, dass wir die Natur allmählich zerstören.
Viele Länder nehmen für wirtschaftliches Wachstum Luftverschmutzung oder Erderwärmung billigend in Kauf.

Die Folgen lassen sich kaum noch kontrollieren und schaden nicht nur der Umwelt, sondern allen Lebewesen. Unser Prophet ﷺ sagte: „Fürchtet Allah (in der Behandlung) dieser sprachlosen Tiere. Reitet sie, solange sie gesund sind, und esst sie, wenn sie gut gehalten wurden.“[4] Wenn wir also Tiere, die uns ebenfalls von Allah anvertraut wurden, als Ware betrachten, unterstützen wir damit indirekt das vorherrschende System. Außerdem sollten wir die Produkte von Konzernen meiden, die besonders in den Entwicklungsländern Arbeitskräfte ausbeuten und damit Menschenrechte missachten. Ein Mumin kann nicht die Einstellung „Hauptsache günstig“ vertreten. Unser Prophet ﷺ sagte: „Wer zum Guten aufruft, bekommt dieselbe Belohnung, wie der Wohltäter.“[5] Unsere Mitmenschen darauf aufmerksam zu machen, gilt somit ebenfalls als eine gute Tat. Allein in Deutschland werden beispielsweise jährlich rund 3 Milliarden Plastikbecher weggeworfen.[6] Für uns bedeutet das, dass wir Plastik unserer Umwelt zuliebe weitestgehend vermeiden sollten.

Liebe Geschwister!

Viele der angesprochenen Themen kommen unter Muslimen zu kurz und das, obwohl Allah uns als Statthalter auf der Erde eingesetzt hat. Gerade wir Muslime, die dem Willen Allahs ergeben sind, sollten uns dies ernsthaft bewusst machen. Im Koran heißt es: „Wenn die Erde heftig von ihrem Beben erschüttert wird und die Erde ihre Last herauswirft und der Mensch ausruft: ‚Was ist mit ihr?‘ An diesem Tage wird sie ihre Erlebnisse erzählen.“[7] Am Jüngsten Tag wird Allah also die Erde zu Wort kommen und über unsere guten Taten, aber auch Sünden berichten lassen.

Mögen wir uns stets bewusst sein, dass die Reichtümer dieser Welt lediglich uns anvertraute Güter sind. Möge Allah uns in das Paradies eintreten lassen. Möge die Welt am Jüngsten Tag für und nicht gegen uns aussagen. Âmîn.

[1] Sure Hûd, 11:61
[2] Sure Arâf, 7:56; Vgl. auch Sure Arâf, 7:85
[3] Buhârî, Rikâk, 42, Hadith Nr. 6512; Muslim, Dschanâiz, 21, Hadith Nr. 950
[4] Abû Dâwûd, Dschihad, 47, Hadith Nr. 2548
[5] Tirmizî, Ilm, 14, Hadith Nr. 2670
[6] Deutsche Umwelthilfe: www.duh.de/becherheld-problem
[7] Sure Zilzâl, 99:1-4

Fatih Camii Berlin

Fatih Camii Berlin

1 week 4 days ago

Fatih Camii Berlin shared a post.

Fatih Camii Berlin

2 weeks 10 hours ago

Değerli Cemaatimiz Fatih Camimizde uzun yıllar görev yapmış olan, birçok Cemaatimizi rahleyi tedrisatından geçirmiş olan Osman hocamızın hanımı vefaat etmiştir. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.

Cenaze namazı yarın öğlen namazına müteakip Şehitlik Camiinde kılınacaktır.


This is a Facebook demo page created by plugin automatically. Please do not delete to make the plugin work properly.